9 Haziran 2008 Pazartesi


Elif Kitabevinde...



Felsefeyi seven ve sevdiren adam


ÜNİVERSİTE yıllarımın unutamadığım kişiliklerinden biri de ebediyete uğurladığımız felsefeci Arslan Kaynardağ’dır (1923-2008).


O da bildiklerini, inandıklarını söyleyen, yazan, bunun bedelini de yakınmadan ödeyen kuşaktandı.Ben tanıdığımda, Sahaflar Çarşısı’nda bir kitap sergisi vardı, yanlış anımsamıyorsam büyük bir masa üstünde kitapları sergilerdi. Sonraları bir dükkán kiraladı, Elif Kitabevi’ni açtı.




Yaşamının ayrıntısını Zuhal Köseoğlu’nun Bir Felsefe Áşığıyla Candan Bir Söyleşisi’nde bulabilirsiniz.Ben okuduklarımın bir bölümünü kütüphaneci dostlarıma, bir bölümünü de iyi, bilgili kitapçılara borçluyum.


Arslan Kaynardağ, bu tür bir kitapçıydı. Ama o yazardı. Gittiğimizde bize kitap tavsiye eder, neyi niçin okumamız gerektiği konusunda bizi aydınlatırdı.


Ondan aldığım ilk kitap, Will Durant’ın The Story of Philosophy’siydi. Bir yılbaşı gecesini o kitabın bana verdiği mutlulukla geçirmiştim.



* * *BİLGİLİ insanların, bilgilerini başkalarıyla bölüştükleri oranda topluma yararlı olduğu inancındayım.O da bildiklerini anlattı, yazdı, felsefeyi ve felsefecileri sevdirdi.



Birçok kişi felsefeye merak sardıysa, Türkiye’deki felsefecileri öğrendiyse, bunda onun payı büyüktür.


Kaynardağ, yukarıda adını andığım konuşmasında felsefeyi şöyle tanımlıyor:"Felsefe, insanı düşünce, bilgi ve kültürün önemli yönleri üzerinde bilgilendirip aydınlattığı gibi, kavramları sorgulamayı da öğretir. Bildiğimizi sandığımız kavramların çoğunu bilmediğimiz, felsefe yaparak ortaya çıkar. Nelerin gerçek, nelerin yapay sorun olduğu da felsefe ile daha iyi anlaşılır."



Kırk üç sayı Kitap Belleten’i çıkardı.



Mustafa Günay’ın belirttiği gibi, felsefenin kurumsallaşması için emek verdi.


Birçok felsefe sempozyumu ona adandı, onur konuğu olarak o toplantılarda bulundu.



Doğan Özlem’in Felsefe Dünyamızda Örneği Olmayan Bir Çalışma: Felsefecilerle Söyleşiler yazısında, Arslan Kaynardağ’ın söyleşilerinin önemini, kitabın işlevini anlatmaktadır:"Kaynardağ’ın söyleşileri, yalnızca kendileriyle söyleşilen sekiz hocanın yaşamları, felsefi görüşleri hakkında okuru bilgilendirmekle kalmıyor; okurun, ülkemizin 1930-1980 arasındaki yarım yüzyılın kültürel atmosferi hakkında da bir fikir edinmesini sağlıyor."



* * * ONU kitaplarıyla anacağız, bize felsefeyi sevdirdiği için de unutmayacağız.




Yaralandığım kaynak:Arslan Kaynardağ’a Armağan, Türkiye’de Felsefenin Kurumsallaşması.Yayına Hazırlayan: Mustafa Günay, İlya Yayınevi.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9110665.asp?yazarid=4

6 Haziran 2008
(1923-2008)



ARSLAN KAYNARDAĞ’IN ÖZGEÇMİŞİ



Arslan Kaynardağ, babasının komutan olarak görevli bulunduğu Yemen’in başkenti San’a’da 1923’de doğdu.


İlk, orta ve lise öğrenimini, ailece yerleştikleri Kastamonu’da yaptı. Liseyi orada parasız yatılı okuyarak 1941’de bitirdi. Bir süre İstanbul’da Vakit ve Son Saat gazetelerinde çalıştı.
Güzel Sanatlar Akademisi’nin Mimarlık Bölümü’ne bir yıl devam ettikten sonra 1944’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne yazıldı. Spinoza’nın Felsefesinde Doğruluk Kavramı konusundaki tezi ile 1948’de bu fakülteyi bitirdi.



Kısa bir süre yaptığı öğretmenlik ve çevirmenlikten sonra kitapçılık ve yayıncılık mesleğine yöneldi. 1957’de İstanbul’da Sahaflar Çarşısı’nda Elif Kitabevi’ni açtı ve burasını bir bilim ve kültür merkezi haline getirdi.



Kitapçılık yanında yayıncılığa da başladı, felsefe kitapları yayınladı. Gazete ve dergilerde yazı yazmayı bırakmayarak, başta felsefe, sonra tarih, eğitim, edebiyat, kitapçılık, folklor gibi konularda toplam sayısı yaklaşık 650’yi bulan yazı yazdı. Uzun yazılarının çoğu Türkiye’deki felsefe konusunda özgün araştırma ve incelemelerinin ürünüdür.x



Bir kültür tarihi ve yayıncılık dergisi olan Kitap Belleten’i 1961’de yayınladı (43 sayı). Şiir de yazdı, bestelenen şiirleri vardır.



Türkiye Felsefe Kurumu’nun onur üyesiydi. Bu kurumun İstanbul komitesi başkanlığına getirildi.

2002’de Antalya’da yapılan “Liselerarası Felsefe Etkinliği” ona saygı olarak düzenlenmişti. Yine Türkiye Felsefe Kurumu’nun uluslararası kültür kuruluşu UNESCO ile birlikte Haziran 2003’de Harran’da gerçekleştirdiği İlk Dünya Felsefe Günü Etkinliği’ne onur konuğu olarak katıldı.
Seminerler düzenledi, yurtdışındaki seminerlere, felsefe toplantılarına çağrıldı.



Arslan Kaynardağ’ın özel kitaplığı ile özel arşivinden de söz etmek gerekiyor:
Yıllarca büyük emek vererek biriktirip oluşturduğu büyük özel kitaplığı ile arşivi, Türkiye’de Osmanlı dönemi’nden günümüze kadar sürüp gelen felsefenin incelenip araştırılmasında büyük yardım sağlayacağı gibi, bir yönüyle de, Dünya felsefesi için çalışma yapacaklara yardım edecek niteliktedir.

Arslan Kaynardağ'ı 4 Haziran 2008'de kaybettik.


YAYINLANAN FELSEFE KİTAPLARI



Felsefecilerle Söyleşiler (1986),
Türkiye’de Felsefenin Kurumlaşması ve Türk Felsefe Kurumu’nun Tarihi (1992),
Kadın Felsefecilerimiz (1999),
Türkiye’de Cumhuriyet Döneminde Felsefe (2002).


ÖTEKİ KONULARDA YAYINLANANLAR


Binbir Bilmece (1958),
Türkiye’de Shakespeare, Shakespeare’de Türkiye (1960),
Kitap Yılı Bibliyografyası (1974),
Sevgiler de Gündemdedir (şiirler-1979).

x “Üniversitelerimizde Ders Veren Alman Felsefe Profesörleri” konusundaki 32 sayfalık incelemesi, Türkiye Felsefe Kurumu’nun 1986’da yayınladığı Türk Felsefe Araştırmalarında ve Üniversite Öğretiminde Alman Filozofları başlıklı kitapta yer aldı.